YÜZ YILLIK BİSİKLETLİ MASAL


 

Bu yıl(2015) dördüncü kez  katıldım Bisikletle Yüzyıllık Macera Turu’na. Her döndüğümde bir sürü kelimeler tasarladım: yetmedi. Çok Ciddiyim, mübalağA da etmiyorum.

Bu turda emeği geçenler hayatımda gördüğüm birbirine benzemeyen ama kendi çapında çok özel insanlar. Bisiklet camiasında en kadim dostlarım.

Katıldığım her yıl  turda bir sürü masal kurguluyorum. Ahmet Tevfik Efendiyi düşünüp o yıllara giderek bisikletli bir aşk masalına takılıyorum. Çok heyecanlanıyorum kurguluyorum, tam her şey hazır, İsmet Abim’in sözleri geliyor aklıma bir gülme geliyor, masala 4 yıldır bir türlü başlayamadım.

Ahmet Tevfik Efendi  kesinlikle çok macera ruhlu bir adamadı ama görüntü itibariyle bir İstanbul Beyefendisi olmalı. Nayıf bir resim çizse de içindeki çılgın çocuğa set kuramamış. Neden Bursa’yı seçtiği ise merak ettiğim başka bir konu.  Yüzeysel nedenleri elbette var.

Ama onu bisikletiyle oralara sürükleyen güzel yüzlü, güzel huylu bir göçmen kızı olabilirmi ?

Öncesinde o rotadan geçmiş olmalı kiraz ve şeftali ağaçlarının arasında Uludağ’ın eteklerindeki bir köyde görür o güzel kızı. O köyden yolu düştüğünde belki sarayın gönderdiği bir katip olmalı İsmet  Abi’nin anlattığı hikayedeki mehter takımının puşileri için gönderdiği katipdir. O kızı görür görmez dünyası şaşan Ahmet Tevfik Efendi yıllarca kaleminin ustalığı ile anılsa da puşi yerine harf hatası ile koca bir takımın yürüyüşüne şekil verir.

Tek başına değil elbet Ahmet Tevfik  Efendi. Yola çıkmadan, çıktıktan sonra bu cevelan masala kahramanlar girer ve hatta omurgası olur. Ben öyle hayal ediyorum.

Bence bisikletle gitmesinin en büyük nedeni kızın babasını bu iki tekerleğe merakı olmasından.  Köyün enterasan adamı olmalı Ertan Efendi. Bu çılgın hayalleri yüzünden işini gücünü bir kenara bırakıp o iki tekerin dünyayı dolaşabileceği göreceğine. Üstelik  köyün ileri gelen zenginlerinden tomruk tüccarı Hüseyin Efendi bu hülyalardaki gelişmeleri yakından takip etmiş ve desteklemiştir.

Fersah fersah ötelerden köye göç eden Ediz Efendi ise Ertan Efendi ile tesadüf eseri tanışıp uzaklarda elin gavuru iki teker ile neler etmiş eksik Türkçesiyle o hayal kervanına katılmıştır.

Köyün alimi, dervişi olarak bilinen Nabi İsmet ve Mustafa Efendiler ise çok konuşmasalar da her şeyi bilen her yeri gören haberdar olan kişilerdir. Temkinlilerdir, lakin kendilerini bir türlü iki tekerden uzak tutamazlar. Tecrübelerine danışılır kıssadan hisseler istenir. Musiki ilmine yakınlıklarından dolayı meşkleri ziyadesiyle alaka görmektedir.

Köyün At arabalarının tamirini yapan İsmail Efendi ise tekerden anladığı için Ertan Efendi’nin sürekli hasbihal ettiği esnafdır. İsmail efendi bu hayale ortak olmaktan kendini alamamış, tecrübelerini ve zanaatını destek etmiş, iki teker sevdası için mesai harcamıştır.

Köyün delikanlıları Utku, İlim, Metin ise iki teker masalından hayli etkilenmiş bu maceranın bir parçası olmuş kanları deli akarken. Henüz arayıştalar neden-niçin-nasıldır bu iki tekerin tılsımı. Utku iktisadını, Metin yolların ölçümünü, İlim ise muzipliğini üstlenerek çevirmişler velosipetin pedalını.

Ahmet Tevfik Efendi sevdalandığı bu bu ay parçası göçmen kızına sevdasından mıdır kim bilir. Bu cevelan masalının esas oğlanı olmuş yemyeşil köyde bıraktığı yüreğini o zarif ve mağrur kuşların kelebeklerin eşliğinde kır  bayır aşarak sevdasını rüzgara fısıldar.

Ve bu sevda bu vakte kadar nesil nesil akarak, aynı yolu bayırı aşan, her yıl yüzlerce cevelanı masal tadında maceraya sürükler.

Gökten üç kiraz, şeftali, erik ve hatta İnegöl köftesi bile düşer.  Anlatanlara, dinleyenlere, masal kahramanlarına ve bu gün katılan özellikle emeği geçenlere……..

Teşekkürler bu masalı yazdıran bu günün Ahmet Tevfik torunlarına…..

Esma Eser Açıkgöz

Reklamlar