TRAFİK SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?


Bu yazıyla Muğla örneği üzerinden bütün kentlerimize bir gönderme yapmak istiyorum.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi il merkezinde şehrin en işlek caddesinde iki taraflı parka göz yumarken geçtiğimiz günlerde bir tarafına park yasağı getirdi.

Yetkililerin gerekçesini tahmin etmek zor değil. Caddenin iki tarafına park etmiş araçlar trafik akışının yavaşlamasına, zaman zaman da durmasına neden oluyorlar. Bence iyi bir karar. Hatta caddenin diğer tarafına da park yasağı getirilmeli.

İyi ama vatandaş bundan hiç memnun değil kardeşim, olur mu öyle şey??!!!

E onlar da haklı tabii. Ne olacak o halde?

Bence çözüm bir çok önlemin alınmasını gerektiriyor. Aklım erdiğince sıralamaya çalışayım:

  1. Belediye toplu taşıma hizmetini her vatandaşın kullanabileceği kadar yaygın, cazip(fiyat, konfor, hız vs) ve elverişli hale getirecek.
  2. Bisiklet yollarını da yaygın, cazip, ve elverişli hale getirecek. Buna bağlı olarak güvenli bisiklet park üniteleri, cadde üstü ücretsiz pompa gibi destekleyici unsurlarla süsleyecek.
  3. Toptancıları ve kargo dağıtım şirketlerini şehir merkezinde elektrikli kargo bisikletleriyle dağıtım yapmaya zorlayacak. Bazı Avrupa şehirleri bu tür şirketlerin araçlarından can yakıcı miktarda şehre giriş ücreti alarak kargo bisikleti kullanmaya yönelmelerini sağlamış. Sonuç, trafikte %20’lere varan bir rahatlama. Caddenin orta yerine park edip esnafa mal teslim eden araçların yok olduğunu düşünün.
  4. Okullara yürüyerek ve bisikletle erişimi yaygın, cazip ve elverişli hale getirecek. Bisikletle veya yürüyerek okula gelen öğrencilere ödül vermek yaygın bir politika. Bunun için gönüllü velilerin rehberliğinde öğrencilerin gruplar halinde okula bisikletle götürülmesi de sıkça rastlanan bir uygulama.
  5. Sağlıklı bir bisiklet paylaşım sistemi kuracak. (Ne olursunuz Muğla’daki sistemi çalıştırın artık. Sistemin kurulur kurulmaz hata vermesi ve çürümeye terk edilmesi yüreğimizi sızlatıyor.Hem paranın boşa gitmesi, hem de şehirde başlayacak bisiklet devriminin engellenmiş olması nedeniyle.)
  6. Bütün bunları sağladıktan sonra şehrin ana caddelerini rahatlıkla trafiğe kapatabilirsiniz. Ya da geçen hafta bir konferans vesilesiyle ziyaret ettiğim Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da olduğu gibi ana caddelere sadece toplu taşıma araçlarının girmesine izin verebilirsiniz.                                                                                            Bu önlemler vatandaşın otomobillerinden yavaş yavaş vazgeçmelerine zemin hazırlayacaktır. Bu noktada aşılması gereken en büyük engellerden birisi de insanımızın beyninde ördükleri duvarları aşmak olacaktır. Bunun için vatandaşa yoğun bilgilendirme yapılmalı, özellikle esnafa yayalaştırlmış kent merkezinin kendileri için ne kadar olumlu sonuçlar getireceği anlatılmalı. Yerel yönetimler biraz cesur ve kararlı davranarak bu uygulamaların şehri daha yaşanabilir hale getireceğini göstermelidir.   Muğla    merkez (Menteşe diyesim gelmiyor nedense) gibi küçük ölçekli şehirlerde bunu başarmak büyük şehirlere kıyasla çok  daha kolay olacaktır.             Belediyenin bu tek taraflı park yasağı hamlesini doğru buluyorum, ama eksik olduğu için eleştiriyorum. Vatandaşa da bir çağrı yapıyorum: Şehir içinde 6-7 km’ye kadar hatta 10 km’ye kadar olan mesafelerde bisiklet kullanabilirsiniz. Lütfen deneyin. Bunun hiç de zor olmadığını göreceksiniz. Hem unutmayın; otomobiliniz petrol yakarken, bisikletiniz, vücudunuzdaki yağları yakar.  Eğer bu araba sevdasından vazgeçmezsek şehirlerimiz yaşanmaz hale gelecek. Keşke yaşadığımız tehlikeyi haber veren bir alarm olsaydı. İnanın çok acı öten bir alarm olurdu.                             Son olarak: Bazı vatandaşlar ısrarla şehir içindeki otopark kapasitesinin arttırılması gerektiğini savunuyorlar. Evet ihtiyaç var, ama uzun vadede bu sadece trafik canavarını beslemeye yarayacaktır.
  7. Bir ekleme daha: Apartmanların büyük çoğunluğunda neden otopark yok düşündünüz mü? Cevabı basit: Otopark yaparsan arsa ve bina maliyeti çok yükseliyor. Yani burada belediye, inşaat sahibi ve vatandaş suç ortaklığı yapıyor. Yani hepimizin suçu var. 

Şehrinizi sevin, ona sahip çıkın.

Reklamlar