LONDRA LUTON HAVAALANINDA GÖZALTINA ALINDIM

Slovenya’nın başkenti Ljubljana’da 14-17 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Velocity konferansı ve 13 Haziran’da gerçekleştirilen EuroVelo yıllık olağan genel toplantısı sonrası ülkeye dönmek için ucuz bilet bulmuştum, onu tercih ettim. THY’den 6000 TL civarına alabileceğim bileti Wizz Air’den yaklaşık 2500 TL’ye aldım. Uçuşum Ljubljana-Londra Luton-Dalaman şeklinde olacaktı. Londra Luton’da yaklaşık 15 saat bekleyecektim, ama uçağın Ljubljana’dan kalkışı 3 saat ertelenince bekleme süresi biraz kısalmış oldu. Bu ertelemenin sonunda uçuş gerçekleşti, Luton Havaalanına indik. Pasaport kontrolüne giderken göçmen bürosunun ‘Şimdi tuvalet ihtiyacınızı görseniz iyi olur, bak demedi deme’ tarzı uyarısı dikkatimi çekmişti, ama hiç üstüme alınmamıştım. Ne de olsa ben İngiltere’nin Türkiye büyükelçiliğinin web sitesinden gerekli bilgiyi almıştım. Sadece aynı havaalanında bu uçaktan o uçağa geçecektim. Web sitesinde özel pasaport sahibi olanlar için bu geçişle ilgili bir yükümlülüğü olmadığından bahsediliyordu. Ama pasaport kontrolünde ne oldu dersiniz? Bildiniz. Bu tür geçişlerden transit yolcu olarak sadece diplomat pasaportu sahiplenin yararlanabildiği söylendi. Onun dışında bir açıklama yapan olmadı. İnternetten öğrendiğime göre diğer Türk vatandaşlarının önceden vize başvurusu yapıp 50 sterlin transit yolcu vize ücreti ödemesi gerekiyormuş.

E ne yapalım, 50 sterlini öder gideriz.

Valla olmaz hocam, bizim misafirimiz olacaksın.

Filipinler vatandaşı, Almanya’da öğrenci bir şehir plancısı(O da Velocity konferansına katılmış, Londra’daki bir arkadaşına uğrayıp sonra Berlin’e geçmeyi planlamış), çalışma umuduyla gelen iki Romanyalı ve beni ‘daha rahat edebileceğimiz!!, çay kahve içip yemek yiyeceğimiz bir yere!! hem de ücretsiz!! götüreceklerini söylediler. Öncesinde çantalarımız didik didik arandı. Özellikle belirtmeliyim, polislerin hepsi son derece kibar davranıyordu. Konuşmaları da aynı şekildeydi. Arama sırasında çantadan bisikletle ilgili promosyon malzemesi hediyeler vs çıkınca ben nereden geldiğimi, bisikletle ilgili neler yaptığımızı, hatta bir keresinde Muğla’dan Brüksel’e bisikletle gittiğimizi anlatınca; o esnada Filipinli öğrencinin çantasından aynı suluklar vs çıkmaya başlayınca aramayı kısa kestiler. Sonrasında parmak izi, fotoğraf çekimi vs (pasaport kontrolden sonra cep telefonuyla çektikleri fotoğrafımı beğenmediler herhalde) sırasında genç polis memuruyla Brexit muhabbeti bile yaptık. Şimdi olsa halk yine Brexit’e oy verir miydi diye sordum, ‘Hiç sanmıyorum’ dedi. ‘Ben zaten vermemiştim’ diye de ekledi. Oradan daha rahat edilecek bölüme geçtik. Polis yine inanılmaz kibar.

‘Evli misin, ailen var mı?’

Haydaa, niye, bize oturmaya mı gelecekler acaba?

‘Ailene haber ver, telefonunu ve eşyanı biz koruma altına alıyoruz. İçerde telefon yasak.’

Dini inançlarınla ilgili yemediğin şeyler var mı?

Müslümanım dedim.

‘Tamam, zaten burada size verilecek yemeklerin arasında domuz eti yok.’

(Ne yemeği, yemeğe mi davetliyiz acaba?)

Yiyecek alerjin var mı?

‘Bir keresinde karidesten dolayı ağzım dilim şişmişti’

‘Tamam, burada karides yok zaten.’

Ben bir fırsatını bulup sordum: ‘Burada işim ne kadar sürer acaba? Ben transit yolcuyum vs.’

‘Şu anda (akşam 23.00 civarı) burada göçmen bürosu görevlileri yok, sabah gelince size bilgi verirler.’

Hoppalaaaaa!! Yav ne göçmeni, ne bürosu? diyemedim tabi.

Şöyle bu taraftan buyurun, buradaki meyveler, bisküviler, su, meyve suyu, hepsi ücretsiz. Ayrıca şu listede gördüğünüz yemeklerden de istediğiniz yemeği bize söylerseniz size getireceğiz. Bu yastık ve pike temizdir şu matların üstünde yatabilirsiniz.

Burası tahmin ettiğiniz gibi VIP lounge falan değil, bildiğiniz nezarethane. Elime verdikleri tutanakta haklarımdan, yardım alabileceğim avukatlardan vs vs bahsediliyor. Bunları okuyunca ben hafiften tırsmaya başladım tabi. Yav ne var ki, ben bu ülkeye iltica etme derdinde değilim, uçağıma atlayıp ülkeme döneceğim düşüncesinin rahatlığının yanına bir kaç doz endişe damlası girdi mi kafama.

İki Romen’i gece boyu 2’şer defa aldılar geri getirdiler ama hiç bana dönüp bakan yok. Sabaha karşı Romenlere sınır dışı edildikleri, yine o çok kibar polis memurları tarafından bildirildiğinde onların üzüntüsünü ister istemez paylaştığımı far kettim.

Saat 8.30 oldu, benim içim içime sığmıyor. 9’a doğru bir polis memuru kapıyı açtı, çay kahve ne vereyim abime diye sordu, ama benim aklım fikrim göçmen bürosundan gelecek görevlide. Boşver dedim kahveyi, bu arkadaşlar ne zaman gelecek?

Polis yakında gelir vs dedi, kapıyı kapattı, gerçekten de 5 dk sonra geldi görevli. Üniformasında Border Force yazıyor. Hemen sordu; ‘İngilizce konuşabiliyor musun?’

Ben ‘Yes’ demeye kalmadan az önce konuştuğum memur benim İngilizce’mi öven bir şeyler söyledi. Hemen görüşme odasına aldı beni yeni gelen görevli ve beni rahatlatan açıklamayı hemen yaptı;

‘Küçük bir yanlış anlaşılma olmuş, sizi normal uçuşunuzla ülkenize gönderiyoruz.’ ‘İşlemleriniz için ben size eşlik edeceğim. Kısa bir süre içinde geleceğim. Siz lütfen bekleyin’.

Bekleme VIP odasında(nezarethane) tabi. Dur dedim beklerken bi’ yemek yiyeyim de karnım acıkmasın uygunsuz zamanda. Malum döviz kurları. Bir şişe su alsan yüreğin yanıyor. Akşam yediğim lazanya çok kötüydü, dur şu spinach and ricotta cannelloni’den yiyeyim bu sefer. Adı da pek havalı canım. Bu, lazanyadan bin beter çıktı yemin ederim. Dondurulmuş, mikrodalgada ısıtılan yemekler. Piyasada satılan şeyler muhtemelen. İngiltere’nin gıda kalite standartları buna nasıl izin veriyor diye düşünmeden edemedim. Kim bilir belki de benim gibi misafirler için özel üretiliyordur. Üzerinde güneş batmayan koca Britanya’ya hiç yakıştıramadım doğrusu. Yemeği getiren kadın polis boşları almaya gelince yemek iyi miydi, kötü müydü diye sorunca ben pat diye ‘Kötüydü’ deyiverince nasıl mahcup oldu anlatamam. Lütfen başka bir yemek seçin, onu getirelim diye ısrar etti. Adeta ülkesinin onurunu kurtarmak ister gibiydi. 🙂

Neyse görevli geri geldi, Filipinli öğrenciyi ve beni aldı, bilet kontrole ve pasaport kontrole kuyrukta beklemeden götürdü, kontrollerimiz yapıldı, memurla vedalaştık. Vedalaşırken amca oğlu gibi öpesim geldi kendisini. Bir sevinç, bir sevinç sormayın.

Ben aslında 50 sterlin transit vize ücreti ödemeyi göze almıştım, hatta bilet kontrolde mi alacaklar, yoksa pasaport kontrolde mi diye düşünürken hiç kimse bu ücreti talep etmedi benden. O yüzden bu konuyu net olarak bilemiyorum.

İngiliz devletinin bu konudaki bilgilendirmesini şuraya bırakayım.

Bu bilgilendirmede gerekli olan belgeler şu şekilde;

Gideceğiniz ülkeye giriş izniniz olduğunu gösteren belge. Örn: Oturma izni, yeşil kart, geçerli bir vize gibi. Yeşil pasaport sahibi olduğum için midir bilmiyorum, benden istemediler.

Eğer gideceğiniz ülkenin vatandaşı değilseniz neden gittiğinizi açıklayıp nerede kalacağınızı belgelemeniz de isteniyor.

Ayrıca bilet bilgilerinizi de ibraz etmeniz gerekiyor. (e-posta, basılı bilet, seyahat acentasından onaylanmış bilet bilgisi vb)

Son olarak: Benim yaşadığım macerayı yaşamamak için aşağıdakilerden birisi için transit geçiş vize başvurusu yapmalısınız.

24 saat içinde transfer olacaksanız Direct Airside Transit Visa

48 saat içinde transfer olacaksanız Visitor in Transit Visa

Dalaman uçağı. İngilizler’in uçağı nasıl çöplüğe çevirdiğini görmesem inanmazdım.
Ljubljana Havalimanı
Luton Havalimanı

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s