ANKARA’DA BAYRAM HAVASI

Ankara BŞB başkanının Twitter hesabı yıkılıyor. Görevi Gökçek’ten devraldıktan sonra yaptığı uygulamalara beğeni toplayan başkan belediyenin işlettiği otoparklarda ilk saati ücretsiz sonrasında 24 saate kadar 1 TL fiyat uygulamasına başlanacağını duyurunca halk onu kahraman ilân etmiş görünüşe bakılırsa. Gazetelerde yer alan haberlerde belediye yetkilileri,vatandaşlar yüksek ücretlerden dolayı araçlarını otoparka koymak yerine yol üstüne (anladığım kadarıyla park yasağı olan yerlere) park ettiklerinden dolayı bu uygulamaya karar verdiklerini, amaçlarının otopark alışkanlığı kazandırmak, bu sayede trafiği rahatlamak olduğunu söylemiş. Otoparkların kullanılmasını sağlamak istiyorlar.

Peki olumsuz sonuçlar doğurabilir mi bu uygulama? Kesinlikle evet.

Örneğin Twitter’da başkanın hesabına yorum yapan bir vatandaş şöyle yazmış:

Nasıl olsa bedava sayılır, vatandaş arabasını gereğinden fazla süre otoparkta bırakarak ihtiyacı olanların otoparkı kullanmasını engelleyebilir.

Başka ne gibi sonuçları olabilir?

Toplu taşıma araçlarının kullanımı azalır, otoparklar yetmemeye başlar. Yeni otoparklar yapılarak sorun çözülmeye çalışılır, ama sorunun bu şekilde daha da büyüyeceği görülmez bir türlü. Oysa otopark ücretlerinin yüksek olması caydırıcı bir etki yapmaktadır. Otopark pahalı diye arabasını park yasağı olan yerlere park edenlere ceza kesilmezse veya bu tur yerlere park yasağı getirilmezse keşmekeşe razı oldunuz demektir.

Avrupa’da ve dünyada yerel yönetimler şehri daha yaşanır hale getirmek için otomobil kullanımını caydırıcı önlemler alıyorlar. Şehir merkezine giren otomobil sahiplerinin ücret ödediği şehirler bile var.

Bir çok şehirde ana caddeler sadece toplu taşıma, bisiklet ve yayalara açık.

Büyük bulvarlardan bir, bazen iki şerit motorlu taşıtlardan alınıp yayalara ve bisikletlere sunuluyor.

Kargo dağıtımı elektrikli bisikletlerle yapılıyor. Avrupa’nın hemen hemen her şehrinde şehrin en merkezi bölgesi tamamen yayalaştırılıyor.

Bisiklet yolu yapım maliyetlerinin motorlu taşıt yolu yapmaktan çok daha düşük maliyetli olduğu, bu sayede şehirde hava ve gürültü kirliliğin azaldığı, halkın daha sağlıklı olduğu, sağlık harcamalarında devletin yükünün azaldığı keşfedilmiş.

Çok büyük metropollerde en işlek caddeler pazar günleri tamamen trafiğe kapatılıyor.

Son zamanlarda dizel, hatta benzinli otomobillerin şehirde kullanımının tamamen yararlanacağı haberleri geliyor.

Ama ülkemizde otomobil bir sorun kaynağı olarak görülmüyor. Dolayısıyla kullanımının kısıtlanması gibi yaptırımlara da ihtiyaç duyulmuyor. Diğer taraftan bir gerçek var ki başta İstanbul olmak üzere bizim şehirlerimizde dünyanın en yoğun trafik sıkışıklığı ve buna bağlı sorunlar yaşanıyor.

Yerel yönetimleri ve vatandaşları çözümden bu denli uzakta görmek gerçekten üzücü. İnsanı umutsuzluğa sürüklüyor.

Otomobile esir düşen Avrupa şehirlerinde (Başta Amsterdam) trafik kazalarından ölen çocuk sayısında önemli artışlar olduğunda halk sokağa dökülüp yayalaştırılmış sokaklar için eylemler yapmış 70’li yılların ilk yarısında. Sanırım ülkemizde de yöneticiler halktan bu tür büyük çaplı tepkiler gelmediği sürece yeni otoparklar yapmaya, otoparkı olmayan konutlara ruhsat vermeye, sorunu görmezden gelmeye devam edecekler.

Yani tekerleğin ülkemizde keşfedilmesi için daha epey bekleyeceğiz gibi görünüyor.

Bisikletliyiz biz . Yaşanabilir şehirler için.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s